|
MESNEVİ'DEN-3 Denizin dibinde inciler, taşlarla karışık halde bulunur. Övülecek şeyler; kusurlar, ayıplar arasında bulunur. Ey nazik adam, ileri giden son gelenlerden ol. Taze ve turfanda meyve, ağaca nazaran daha ileridedir, derecesi daha üstündür. Gerçi meyve ağaçtan sonra vücuda gelir, fakat hakikatte evvel odur, çünkü ağaçtan maksat odur. Kötüye yorma, vehimlenme; insanı hiçbir hastalığı yokken hasta eder. Kabul edilmesi farz olan peygamber hadisidir bu : “Hasta değilken kendinizi hasta gösterirseniz gerçekten hastalanırsınız.” Anlatılanı anlamaya, söyleneni dinlemeye liyakatin yoksa, söz söyleyenin söyleme kabiliyeti seni görür, anlar, yatar, uyur! Arayan, ‘aradığını bulsun’ diye yerde ne biterse ihtiyaç sahibi için biter. Nerede dert varsa deva-şifa oraya gider, nerede yoksulluk varsa nimet oraya varır. Müşkül neredeyse cevap ordadır, gemi neredeyse su ordadır. Suyu az ara, susuzluğu elde et de sular yukarıdan da coşsun, aşağıdan da fışkırsın! Cevherleri gizli olan can ekinleri içinde kevser suyuyla dolu rahmet bulutları var. Susuz kal, susa da “Onları Rab’leri sular” lûtfu hitabı gelsin. “İbret almayı, uyanmayı Allah’tan dile; kitaptan, sözden, harften, duraktan değil!” Allah, “Kaybettiğiniz şeylere eseflenmeyin, hatta kurt gelse de keçinizi yese bile.” buyurdu. O bela, daha büyük belaları defetmek, o ziyan daha şiddetli ziyanları menetmek içindir. Ey insan, cisim ve mal ziyanı, cana faydadır, canı vebalden kurtarır. Sen istemezsin, sebep olamazsın ama burnun kanar, bir hayli de kan akar derken ateşin geçer, kurtulursun. Her meyvenin içi, kabuğundan yeğdir, iyidir. Teni de kabuk; sevgiliyi iç bil! İnsan, pek latif bir içe maliktir. İnsansan bir an olsun onu ara! Ölümü, bir ‘Yusuf’ gören, canını feda eder; kurt olarak görense yolunu sapıtır! Oğul, herkesin ölümü, kendi rengindendir. Düşmana düşmandır, dosta dost! Ayna Türk’e nazaran güzel bir renktedir. Zenci’ ye nazaran o da zencidir. Ey can, aklını başına devşir. Ölümden korkup kaçarsın ya, doğrucası sen, kendinden korkmaktasın. Gördüğün, ölümün yüzü değil, kendi çirkin yüzün: canın bir ağaca benzer.... ölüm yaprağıdır. İyiyse de senden yetişmiş, yeşermiştir; kötüyse de. Hoş, nahoş... gönlüne gelen her şey, senden, senin varlığından gelir. Kızgınlığın, cehennem ateşinin tohumudur. Kendine gel de şu cehennemini söndür, çünkü o bir tuzaktır. Düşmanlığa kalkışacaksan düşmanlık edebileceğin birisiyle çarpış (savaş) ki onu esir edebilmek mümkün olsun. Babam, Allah’ın rahmetini şöyle bil: O rahmet vehme bile sığmaz, yalnız eseri görünür! İnsanoğlunun kuvvetinin bir haddi-hududu vardır. Bir avuç toz-toprak nasıl olur da bir orduyu bozar, kırıp geçirir? Gönül, sana da vefa etmez, seni de terk edip gider. O senden vazgeçmeden sen ondan vazgeçmeye çalış!
|