|
PARAGRAF
PARAGRAF HAKKINDA GENEL BİLGİLER:
*Diğer Türkçe sorularında olduğu gibi bu tip sorularda da önce soru
kısmı okunur.
*Soru kısmı okunurken, sorunun olumlu ya da olumsuz olmasına dikkat
edilmelidir.
*Soru kısmında altı çizili ya da tırnak işareti içine alınmış bölümler
varsa dikkatli olunmalı; bu bölümler dikkatli okunmalıdır.
*Paragraf sorularında soruyu iyi anlamak, çözümün %70'ini halletmek
demektir.
*Paragraf sorularını, okuma alışkanlığı olanların daha iyi çözdüğü
anlaşılmaktadır. Bunun için tavsiyemiz, ÖSS'ye kadar her gün en az 15
sayfa kitap okunmasıdır. (Seçilen eserlerin deneme veya eleştiri türünde
olması önerilir.)
*Paragraf bir kompozisyon gibi ele alınmalıdır. Paragrafın giriş, gelişme,
sonuç bölümlerinden oluştuğu düşünülmelidir. Bu düşünce bize paragraf
tamamlama sorularında yardımcı olacaktır.
*Paragraf sorularının çözümünde genel kültürün de büyük önemi vardır.
“Göreceli, kuram, imge, dağarcık, üslup, tenkit vb.” kavramların önceden
bilinmesi gerekir. Bu açığı kapatmanın en iyi yolu, bol bol paragraf
sorusu çözmek ve bu paragraflarda geçen, anlayamadığımız, kelime, deyim ve
atasözlerini not alıp, anlamlarını öğrenmektir.
*Paragraftaki cümlelerin numaralandırılmasına dikkat edilmelidir.
Numaralar, bazen ilk cümleden başlar, bazen ikinci cümleden; bazen
cümlenin başına konur, bazen sonuna.
*Cevaplarda numaralandırma bazen A) şıkkından başlar, bazen E) ‘den
başlayabilir. Cevaplardaki numaralara dikkat edilmelidir.
*Unutulmamalıdır ki, paragraf soruları ÖSYM'nin görüşüne göre
hazırlanmaktadır. Bu tip soruları çözerken kendi görüşlerimiz,
yorumlarımız bir kenara bırakılmalıdır. Cevap “parçaya göre” verilmelidir.
*Paragraf soruları, Türkçe soruları içinde en kolay çözülebilecek
sorulardandır.
PARAGRAFLARDA EN ÇOK KARŞILAŞILAN KAVRAMLAR:
Açıklık: Yazının herkes tarafından anlaşılır olmasıdır.
Akıcılık: Yazının okunuşunda zorlanma olmaması, yazının rahat
okunabilmesidir.
Aktüel: Güncel. Yakın zamanda gerçekleşmiş olan…
Anaç: Yemiş verecek durumdaki ağaç. Yavru yetiştirecek duruma gelmiş olan
hayvan.
İri, kart. Verimli.
Arı dil: Sade, Öz Türkçe.
Basmakalıp: Özgünlüğü olmayan, değişiklik göstermeyen, bilineni
tekrarlayan, harcıâlem, klişe.
Benzetme: Bir şeyin niteliğini anlatmak için o niteliği eksiksiz taşıyan
bir şeyi örnek olarak gösterme işi, benzeti, teşbih.
Betimleme: Tasarlama, bir şeyi sözle veya yazıyla anlatma, göz önünde
canlandırma, tasvir.
Bezgin: Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş.
Biçim: Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü,
şekil.
Bilinç: İnsanın kendisini ve çevresini tanıma yeteneği, şuur.
Biyografi: Bir kimsenin hayatını konu alan yazılardır.
Bulgu: Araştırma verilerinin çözümlenmesinden çıkarılan bilimsel sonuç,
netice.
Çağdaş: Aynı anda yaşayan. Çağın şartlarına uygun yaşayan.
Çevirmen: Bir yazıyı veya konuşmayı bir dilden başka bir dile çeviren
kimse, çevirici, dilmaç, tercüman, mütercim.
Dağarcık: Bellek. Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle
ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü. Bilgi.
Deneme: Herhangi bir konuda yeni ve kişisel görüşlerle bezenmiş bir
anlatım içinde sunulan düz yazı türü.
Devinim: Hareket.
Didaktik: Öğretici.
Doğallık: Olduğu gibi yansıtma durumu. Süse, sanata girmeden anlatma.
Doğaüstü: Doğa yasalarına uymayan, doğa yasalarıyla açıklanamayan,
tabiatüstü.
Duruluk: Gereksiz sözcüklere yer vermeme. En kısa yoldan aktarma.
Duyarlık: Duyum ve duyguları algılayabilme yeteneği, hassaslık,
hassasiyet.
Duyu: İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme,
koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği, duyum.
Duyuş: Seziş. Sezme işi.
Düş: Gerçekleşmesi istenen şey, umut. Gerçek olmayan şey, imge, hayal.
Düşsel: Düş ile ilgili, hayalî.
Düşünsel: Düşünce ile ilgili, düşünce sonucu ortaya çıkan, düşünceye
dayanan, fikrî.
Düzyazı: Şiir olmayan söz ve yazı, nesir, mensur, inşa.
Ebru: Kâğıt süslemeciliğinde kitre, kola vb. yapıştırıcılarla
yoğunlaştırılmış su üzerine, neft yağı ile sulandırılmış yağlı boya
damlatılarak yapılan ve kâğıda geçirilen süs.
Eleştiri: Bir edebiyat veya sanat eserini her yönüyle anlaşılmasını
sağlamak ve değerlendirmek amacıyla yazılan yazı türü, tenkit, kritik.
Eleştirmen: Eleştiri yazıları yazan kimse, eleştirmeci, tenkitçi,
münekkit.
Estetik: Sanatta ortaya konulan güzellik.
Evrensel: Bütün insanlığı ilgilendiren, âlemşümul, cihanşümul, üniversal.
Fantastik: Gerçekte var olmayan, gerçek olmayan, hayalî.
Gerçeküstü: Gerçeği aşan, gerçeğin üstündeki gerçek, sürrealite.
Göreceli: Kesin olmayan, kişiden kişiye değişebilen.
Gözlem: Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi
amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi, müşahede.
Güncel: O gün yada yakın zaman aralığında geçen her şey.
İçerik: Sözlü veya yazılı anlatımda verilmek istenen öz, düşünce, duygu ve
imgelerin bütünü.
İçgüdü: Doğuştan gelen.
İçtenlik: Yapmacıksız, içten geldiği gibi anlatma.
İmbik: Damıtmaya yarayan, damıtma işinde kullanılan araç, damıtıcı.
İmge: Zihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey, düş, hayal, imaj,
hülya.
İnandırıcılık: Anlatılanların doğru olduğuna inanılmasının sağlanması.
İrdelemek: Bir konunun incelenmesi ve eleştirilmesi gereken bütün
yönlerini birer birer incelemek, araştırmak, tetkik ve tetebbu etmek,
mütalaa etmek.
İroni: Söylenen sözün tersini kastederek kişiyle veya olayla alay etme.
Gülmece.
İşlev: Görev, fonksiyon.
İzlenim: Bir durum veya olayın duyular yolu ile insan üzerinde bıraktığı
etki, intiba, imaj.
Kanı: İnanç, düşünce, kanaat.
Karakter: Bir eserde duygu, tutku ve düşünce yönlerinden ele alınan kimse.
Kaygı: Üzüntü, endişe duyulan düşünce, tasa.
Kesit: Ayırıcı özellikleriyle belirlenen süreç, bölüm.
Kişisel: Kişi ile ilgili, kişiye ilişkin, kişinin kendi malı olan, şahsi,
zatî.
Köken: Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, neden veya yer, menşe.
Kuram: Belirli bir konudaki düşüncelerin, görüşlerin bütünü. Sistemli bir
biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan
kurallar, yasalar bütünü, nazariye, teori.
Kurgu: Uygulamaya geçmeyen yalnız bilmek ve açıklamak amacını güden
düşünce.
Kültür: Bir topluma özgü düşünce ve sanat eserlerinin tümü.
Kültürel: Kültüre ilişkin, kültürle ilgili.
Lirik: Çok etkili, coşkun, genellikle kişisel duyguları dile getiren.
Mistik: Açıklanamayan, akıl dışı.
Nesnel: Objektif, yorumsuz, herkesçe aynı kabul edilen.
Olgu: Birtakım olayların dayandığı sebep veya bu sebeplerin yol açtığı
sonuç, vakıa. Edebî eserlerde olayı geliştiren davranış, iş.
Ölçüt: Bir yargıya varmak veya değer vermek için başvurulan ilke, kıstas,
mısdak, kriter.
Öz eleştiri: Bir kişinin kendi davranışları üzerine yönelttiği eleştiri,
otokritik.
Özgü: Birine veya bir şeye ait olan.
Özgünlük: Başkasına benzememe, ayırt edilebilme.
Özlülük: Az sözle, çok şey anlatma.
Özümlemek: Herhangi bir şeyi öz malı durumuna getirmek, benliğine
yerleştirmek.
Özümsemek: Herhangi bir şeyi öz malı durumuna getirmek, benliğine
yerleştirmek.
Özveri: Bir amaç uğruna veya gerçekleştirilmesi istenen herhangi bir şey
için kendi çıkarlarından vazgeçme, fedakârlık.
Realite: Gerçek.
Sağduyu: Doğru, akla uygun yargılar verme yeteneği, aklıselim, hissiselim.
Salt: İçine, kendisine yabancı hiçbir şey karışmamış, arı. Yalnızca. Duru.
Saptamak: Bir şeyi belirgin kılmak, tespit etmek.
Sav: İddia, savunulan düşünce.
Sentez: Yalından karmaşık olana, külliden cüziye, zorunludan olasıya,
ilkeden onun uygulanmasına, genel yasadan bireysel duruma, nedenden
etkiye, öncülden varılan sonuca giden düşünme biçimi, bireşim, terkip.
Sezgi: Sezme yeteneği, feraset. Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş veya
olacak bir şeyi anlamak, kestirmek, hissetmek.
Söz Dağarcığı: Bir dilde kullanılan veya bir kimsenin bildiği, kullandığı
sözlerin bütünü, söz varlığı, vokabüler, kelime hazinesi.
Süreç: Devam eden zaman. Birbirini takip eden olaylar dizisi.
Şematik: Bir edebiyat eserinin, bir tasarının planı, biçimi.
Tekdüzelik: Tekdüze olma durumu, yeknesaklık, biteviyelik, monotonluk.
Tema: Öğretici veya edebî bir eserde işlenen konu, düşünce, görüş.
Terim: Bir bilim, sanat, meslek dalıyla veya bir konu ile ilgili özel ve
belirli bir kavramı karşılayan kelime.
Tip: Hikâye, roman, tiyatro gibi uzun anlatıma dayalı edebî eserlerde kişi
kadrosu içinde yer alan ve belli bir düşüncenin, topluluğun zihniyetini ve
ideolojinin temsilciliğini yüklenen kişi.
Tutarlılık: Anlatılanların birbirini tutması, birbiriyle çelişmemesi.
Tutku: Güçlü istek ve eğilimin yöneldiği amaç.
Tutum: Tutulan yol, davranış.
Üslup: Sanatçının görüş, duyuş, anlayış ve anlatıştaki özelliği veya bir
türün, bir çağın kendine özgü anlatış biçimi, biçem, tarz, stil.
Varsayım: Bir an için var olduğunu düşünme.
Virtüöz: Herhangi bir müzik aracını büyük ustalıkla çalabilen sanatçı.
Yalınlık: Açık, süsten ve zorlamadan uzak, kolayca anlaşılabilen anlatım,
sadelik.
Yapıt: Bir emek sonucunda ortaya konulan ürün, eser.
Yazım: Bir dilin belli kurallarla yazıya geçirilmesi, imla.
Yazın: Olay, duygu, düşünce ve hayallerin dil aracılığı ile
biçimlendirilmesi sanatı.
Yazınsal: Edebî.
Yeğlemek: Diğerlerinden daha üstün görüp bir şeye yönelmek, yeğ tutmak,
tercih etmek.
Yeti: Bir işi yapabilme gücü.
Yetkin: Gerekli seviyeye ulaşmış, mükemmel.
Yorum: Bir yazının veya bir sözün, anlaşılması güç yönlerini açıklayarak
aydınlığa kavuşturma, tefsir.
Zanaat: El ustalığı isteyen işler.
PARAGRAFTA DÖRT ANA UNSUR VARDIR:
A) KONU: (Paragraf ne anlatıyor?)
Örnek:
Sanatçıların tenkit yazılarına bakış açılarını…
Divan ve Halk Edebiyatlarının benzeştiği yönleri…
Şiirin insan hayatını etkilediğini…
B) ANA DÜŞÜNCE (ANA FİKİR): (Paragraf niçin
anlatıyor?)
*Paragrafta asıl vurgulanan, öne sürülen, savunulan düşüncedir.
*Temel yargıdır.
*Yazarın bize iletmek istediği mesajdır.
*Paragrafta cümle olarak yer alabileceği gibi, paragrafın tamamından da
çıkarılabilir.
Örnek:
Okuma alışkanlığı edinmenin belli bir eğitim gerektirdiğini anlatmak için
yazılmış.
Kısa ve özlü yazmanın güç olduğunu vurgulamak için yazılmış.
C) YARDIMCI DÜŞÜNCELER (YARDIMCI FİKİRLER, YAN
DÜŞÜNCELER)
*Ana düşünceyi destekleyen, tamamlayan; ana düşüncenin açıklanmasını
sağlayan, konuyu geliştiren düşüncelerdir.
*Özellikle olumsuz soru tipleri yardımcı düşüncelerle ilgilidir.
Örnek:
Paragrafa göre yazarın yazılarında aşağıdaki niteliklerden hangisi yoktur?
Aşağıdakilerden hangisi Sait Faik'in anlatmak istediğine ters düşer?
Paragraftan aşağıdaki sonuçlardan hangisi çıkarılamaz?
Çözüm:
*Bu tip sorularda dört şık yardımcı düşünceleri içerir. 5. şık ise ana
ve yardımcı düşüncelerle alakalı olmayan, çelişen, uyuşmayan şıktır.
D) ÜSLUP: (Paragraf Nasıl Anlatıyor?)
*Sanatçının, sözcükleri seçiş ve kullanış tarzıdır.
*Sanatçının “anlatım tarzı”dır.
*Üslupla, içerik karıştırılmamalıdır.
*Her sanatçının özgün bir üslubunun olması beklenir.
Örnek:
Sanatçının, kısa cümleler kullanması, sıfatlara çokça yer vermesi, mecaz
anlamlı kelimeleri tercih etmesi “üslup” ile ilgilidir.
PARAGRAF YAPISI:
*Paragraf, bir kompozisyona benzetilebilir.
*Yapı olarak giriş, gelişme ve sonuç bölümlerinden oluştuğu söylenebilir.
*Paragrafta “konu bütünlüğü” esastır.
a)Giriş:
*Genellikle paragrafın ilk cümlesidir.
*İşlenecek konu aktarılır.
*Bir tanım veya soru şeklinde olabilir.
*Giriş cümlesi, paragrafın ana fikrini de içerebilir.
*Giriş cümlesi, “ve, veya, ama, fakat” gibi bağlaçlarla ve “Böylece, bu
yüzden” gibi ifadelerle başlayamaz.Çünkü ilk cümle, kendinden önce başka
cümleler aratmamalıdır.
*Giriş ile bağlantılı olarak sorularda, parçanın başına getirilebilecek en
uygun cümle sorulabilir.
b)Gelişme:
*Giriş cümlesini açıklayan, destekleyen, reddeden, yorumlayan yardımcı
düşünceler, gelişme cümlelerinde yer alır.
*Bu bölümde değişik anlatım biçimlerine ve düşünceyi geliştirme yollarına
başvurulur.
c)Sonuç:
*Paragrafta anlatılanların bir yargıya vardırıldığı bölümdür.
*Bu bölüm genelde tek cümledir.
*Sanatçı bu cümlede ana fikri ortaya koyabilir.
*Sorularda “parçanın sonuna getirilebilecek en uygun cümle” olarak ya da
“parça hangi cümleyle tamamlanabilir” şeklinde sorulabilir.
Paragrafta Düşüncenin Akışını Bozan Cümle:
Çözüm:
Paragraf okunur ve konu ile alakasız olan, farklı bir konuyu ele alan
cümle bulunur. Bu cümle, düşüncenin akışını bozan cümledir.
Paragrafın İkiye Ayrılması:
Çözüm:
Paragraf okunur, hangi cümleden itibaren konu değişmişse, o cümleden
itibaren yeni paragraf başlayabilir. İkinci paragrafın başladığı cümlenin
giriş cümlesi niteliğinde olmasına dikkat edilmelidir.
ANLATIM BİÇİMLERİ:
1) AÇIKLAMA:
*Okuyucuyu herhangi bir konuda bilgilendirmek için kullanılan anlatım
biçimidir.
*Ders kitaplarında, ansiklopedilerde bu biçim kullanılır.
*Bu biçimde nesnellik ağır basar.
*Konu, çeşitli yönleriyle ele alınır.
*Yazar, bu biçimde değişik düşünceyi geliştirme yollarını kullanabilir.
(Tanımlama, örneklendirme vs.)
2)TARTIŞMA:
*Bu anlatım biçiminde, bir fikre karşı çıkılır.
*Karşı çıkılan fikir, sanatçının fikirleriyle çürütülmeye çalışılır.
*Okuyucunun konu hakkındaki fikri değiştirilmeye çalışılır.
*Tutarlı ve gerçekçi ifadeler kullanılır.
*Yazar, fikirleri soru-cevap şeklinde tartışabilir.
*Kişisel bir anlatım özelliği gösterir.
3)ÖYKÜLEME (HİKAYE ETME):
*Bir olayın eylemler yardımıyla anlatılması esastır.
*Kişi, yer, mekan ve zaman öykülemenin ana unsurlarıdır.
*Ele alınanlar, hareket halinde yansıtılır.
*Genelde öykü, roman, gibi edebi türlerde kullanılır.
*Sanatsal maksat dışında yapılan öykülemelere “açıklayıcı öyküleme” denir.
4)BETİMLEME (TASVİR ETME):
*Varlıkların iç ve dış niteliklerinin, sıfatlar yardımıyla yazıya
aktarılmasına dayanır.
*Gözlemlerin aktarılması söz konusudur.
*Betimleme yapıldığında kafamızda bir resim belirmelidir.
*Benzetmeler, mecazlı ifadeler, sıfatlar bolca kullanılır.
*Betimleme ve öyküleme, yazılarda genelde iç içe kullanılır.
*İnsanların iç yapısını (kişilik özelliklerini) anlatan “ruhi”; dış
yapısını (fiziksel özelliklerini) anlatan “fiziki” betimlemeler vardır.
Bunlara “Portre” de denir.
DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI:
1)TANIMLAMA:
*Bir konu veya kavram hakkında bilgi verilmesi, özel niteliklerinin
belirtilmesidir.
*Genelde tanım cümleleri kullanılır. (X kimdir?, X nedir? sorularına cevap
veren cümlelerin tanım cümlesi olduğunu hatırlayınız.)
*Açıklama ve tartışma gibi anlatım biçimlerinde kullanılır.
2)ÖRNEKLENDİRME:
*Bir konu veya kavramın örneklerle açıklanmasıdır.
*Düşünceyi somutlaştırmak, anlatımı güçlendirmek için örneklendirmeye
başvurulur.
*Örneklendirmeye daha çok paragrafın gelişme bölümünde yer verilir.
*Verilen örneklerin somut ve inandırıcı olmasına dikkat edilir.
3)TANIK GÖSTERME:
*Anlatılmak istenen fikri güçlendirmek, inandırıcı kılabilmek için;
tanınmış, otorite durumunda olan bir kişinin sözünün yazıda
kullanılmasıdır.
*Sıradan bir insanın söylediği söz, tam bir tanık gösterme olmaz.
*Alıntı yapılan söz tırnak işareti içinde kullanılır.
Not: Tanık gösterilen kişinin sözü alınmaz da sadece ismi parçada
geçerse bu örneklendirme olur.
4)KARŞILAŞTIRMA:
*Konu, kavram, durum veya olaylar arasındaki benzerlik yada farkların
ortaya konulmasıdır.
*Yazar, düşüncesini daha inandırıcı kılabilmek için karşılaştırmalara
başvurabilir.
* “oysa, ise, ne var ki” gibi bağlaçlar çokça kullanılır.
5)SAYISAL DEĞERLERİ KULLANMA:
*Düşünceyi inandırıcı kılabilmek için sayısal verilerden yararlanmaktır.
*Anket sonuçları, istatistiksel bilgiler parçada kullanılabilir. Bunların
bilimsel ve objektif olmasına dikkat edilir.
6)BENZETME:
*Bir düşünceyi aktarırken zayıfın, az bilenin; kuvvetliye, çok bilinene
benzetilmesidir.
*Önemli olan anlatımı güçlendirmektir.
(Zeka bakımından tilkiye, güç bakımından aslana benzetmek gibi…)
7)İLGİ KURMA:
*İki olay, iki durum yada iki kavram arasındaki ilişkileri ortaya
koymaktadır.
|