KENDİNİ VE BAŞKALARINI MOTİVE ETMENİN 1001 YOLU-1

MÜŞTERİYİ MOTİVE ETMEK İÇİN ÖNERİLER

1.   Müşteriler mutlu edilmişlerse geri gelirler. Mutsuz olmuşlarsa ihtiyaçlarını başka yerlerden karşılarlar. Fiyat politikanız onu mutlu etmeli.

2.   Uzun vadede dürüstlük en iyi politikadır.

            İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi yeğlerim.

                                                                                              Robert BOSCH

3.   Tebessüm evrensel bir dildir.

4.   Kendilerine ceplerindeki paradan daha önemli olduklarını hissettirebildiğiniz takdirde tekrar tekrar gelirler.

5.   Müşteriler kaliteli mal yada hizmet sağlamanızı, bu olmadığında gecikmeksizin özel söz vermenizi beklerler.

6.   Her zaman en iyisin ve en yenisini isterler. Fakat hiçbir zaman onu alanın ilk önce kendileri olmasını istemezler.

7.   İnsanlar sevdikleri ile beraber olmak isterler.

UYGULAMA

1.   Taahhütlerinizi yerine getirin. Daima sözünüzde durun.

2.   Ekstra hizmet sağlayarak müşterilerinizi ödüllendirin.

3.   Umutların ve beklentilerin ötesinde hizmet verin. Verdiğiniz her zaman umulandan ve beklenenden fazla olmalı.

4.   Alışveriş ortamını sonuna kadar takip edin ve samimi olun.

5.   Müşterilerinizin düşmanlarına galip gelmelerine yardımcı olun.

6.   Onun ihtiyacını tam olarak giderme peşinde olun.

7.   Onunla ticari ilişkiniz bitse de mutlu ilişkiyi devam ettirin.

8.   Siz gölgede iken müşterinizin spot ışıkları altında parlamasına müsaade edin.

9.   Tutarlı olun.

10. Kendisine, hayatınızda özel bir yeri varmış gibi davranın.

11. Bir önceki müşteriniz ile olan problemi sonrakine taşımayın.

12. Müşteri haklarının tüm çalışanlarca takibini sağlayın.

13. Dakik olun.

14. Meşgulseniz bile müşterinin varlığına kayıtsız kalmayın.

15. Onu dikkatle dinleyin.

16. Müşterinin istediğini sağlayamadığınızda bunu dürüstçe kabullenin.

17. Özel siparişleri, ricaları ve hizmetleri mümkünse karşılayın.

18. Satışı, ilişkilerinizin bir parçası olarak görün.

19. Randevularınıza uyun.

  

TAKIMI MOTİVE ETMEK İÇİN ÖNERİLER

1.   Takımınıza çalıştırma yapmayın, takımınızla beraber çalışın.

2.   Yaklaşımlarınız, metotlarınızdan daha güçlü motive edicidir.

3.   Otoritenizi ne zaman kullanacağınızı bilmek onu nasıl kullanacağınızı bilmek kadar önemlidir.

4.   Disiplin insanları kabul edilmiş prensiplere dayanan ahenk içinde davranmaya götürür.

UYGULAMA

1.   Tutmaya niyetli olmadığınız sözler vermeyin.

2.   Yerine getiremeyeceğiniz tehditlerde bulunmayın.

3.   Herkesi gücü, ilgisi, yaklaşımı doğrultusunda motive ediniz.

4.   Her takım üyesinin, takımın daha iyi olması için kişisel fedakarlıklarda bulunmaya istekli olacakları bir atmosfer oluşturun.

5.   Yükselebilecek tansiyonu düşürmek için esprili olun.

6.   Karşılıklı aktif iletişim kurun.

7.   Görevleri kabiliyetlerine uygun olmalı.

8.   Asi ve sürekli muhaliflere, takım moralini bitirmeden önce, siz batırın.

9.   Diğer takımların başarılı motive edicileri ile konuşun.

10. Onurlarına saygı gösterin.

11. Hataları suçlamadan gösterin.

12. Grup içindeki kişisel özelliklere hoşgörüyle yaklaşın.

 

TAKIM RUHUNUN ZEDELENDİĞİNİ NASIL ANLARIZ?

1.   Takım üyelerinin çoğunun tembel olması.

2.   Takım üyelerinin kendilerini doğrudan ilgilendirmeyen sorumluluklardan kaçınması.

3.   Takım üyeleri arasında gizli anlaşmazlıklar olması.

4.   Takım üyeleri arasında sık sık uyuşmazlıkların baş göstermesi.

 

ÖĞRENCİYİ MOTİVE ETMEK İÇİN ÖNERİLER

1.   Merak korkudan daha güçlü bir motive edicidir.

2.   Öğretmeyi adım adım ilerletiniz.

3.   Sağladığınız ilerlemeyi görünüz ve gösteriniz.

4.   Çaba sonuçtan daha değerlidir.

5.   Davranan kişiyi değil, davranışı eleştirin.

6.   Öğrenmeyi eğlenceli hale getirin.

7.   Hatalardan ziyade, doğrulara dikkat çekin.

8.   Ayın öğrencisi seçin.

9.   Görev ve talimatları basitleştirin.

10. Ceza tehdidi veya yerine getiremeyeceğiniz yada yerine getirmek istemeyeceğiniz davranış ve sözlerle yaklaşmayın.

11. Kabiliyetli öğrencilerinizin bilgilerine baş vurarak onları onurlandırınız.

12. Öğrencilerinizin kişisel eşyalar ve resimlerle sınıfı kişisel bir ortama dönüştürebilmelerine imkan tanıyın.

 

İŞÇİYİ MOTİVE ETMEK İÇİN ÖNERİLER

1.   İnandırmanın, ikna etmenin gücü, korkutmanın, gözdağı vermenin gücünden daha etkileyici ve uzun ömürlüdür.

2.   Yenilikleri teşvik edin.

3.   Bir kişinin yapacağı iş için asla iki kişi görevlendirmeyin.

4.   Doğru hareketleri ödüllendirin, yanlış hareketlere engel olun.

5.   İşçileriniz arasında taraf tutmayın.

6.   İnsan olarak ilgi gösterin.

 

YÖNETİCİYİ MOTİVE ETMEK İÇİN ÖNERİLER

1.   İşleri yapmış olmak yeterli değildir. Yaptığınızı göstermelisiniz de.

2.   Bilgi güç, kuvvettir. Bunu patronunuzla paylaşın.

3.   Ona saygı gösterin.

4.   Çalışanın sadakatsiz, kontrolsüz, açıkça itaatsiz, saygısız, menfaatperest olması, motivasyonu bozucu 5 ciddi sebeptir.

5.   Konuştuğunuzdan daha fazlasını dinleyin.


GERÇEK HAZİNE

Ali, uzun yıllar boyunca dedesinden bir hikâye dinleyerek büyümüştü. Hikâyede bir defineden bahsediliyordu. Define altınla dolu bir sandıktı. Ama bu sandığa ulaşmak öyle kolay değildi. Başka define hikâyelerinden farklıydı bu hikâye. Kâğıtların üstüne çizilmiş esrarengiz haritalar yoktu ortada. Altın sandığına ulaşmak için ilginç bir yol izlenmeliydi. Kırk iyilik yapmak gerekiyordu bunun için. İyiliklerin her birinin kırkar canlıya yönelik olması gerekti.

Ali, dedesinden dinlediği hikâyenin tesirinde öyle kalmıştı ki, dedesinin vefatının üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen, bunu unutmamıştı. Kararını vermişti; bu defineye ulaşmak zor olsa da, deneyecekti. Üç yıl boyunca bu iyilikleri yapmak için çok uğraştı. Kırk fidan dikti. Kırk çocuğu giydirdi. Kırk hastaya baktı. Kırk yaşlının işlerine koştu. Yaptığı iyilikler sayesinde etrafta çok sevilen biri olmuştu. O da bu durumdan memnundu. Adı yörede "Hızır Ali"ye çıkmıştı.

Tam otuzdokuz kez kırkar canlıya iyilik etmişti. Şimdi kırkıncı kez farklı bir iyilik yapmalıydı. Ama bir türlü aklına yaptıklarının dışında bir şey gelmiyordu. Haftalarca düşündü bulamadı. Sonunda gidip bir yol kenarına oturdu. Yoldan gelip geçen insanlara soracaktı. Ali, kime yapması gereken son iyiliğin ne olabileceğini sorduysa, ya onu deli sanıp cevap vermediler ya da yine yaptığı iyiliklerden birini söylediler. Ali, çaresizlik içindeydi.

O gece yine sıkıntıyla yola çıkıp bir kenara oturmuştu. Yıldızlarla dolu gökyüzü, dolunayın da tesiriyle ortalığı aydınlatıyordu. Düşüncelere dalmıştı. Uzaktan uzağa köyün tek tek yanan ışıkları görünüyordu. Arada bir köpek havlamaları duyuluyordu. Tam o sırada birisi seslendi:

- Hey evlât, gel bana yardım et.

Ali, sesin geldiği yöne irkilerek döndü. Oldukça yaşlı, saçı-sakalı bembeyaz bir ihtiyar adam orada duruyordu. Sırtındaki çuvalı ağır ağır yere bırakıp yorgun sesiyle tekrar seslendi.

- Evlâdım! Şu çuvalı tepedeki kulübeye çıkarmam gerek. Ama gücüm kalmadı. Uzun yoldan da geliyorum. Hadi bir yardım et de çıkaralım.

Ali, aylardır düşünüp durduğu iyilik için bir fırsat olabilir mi diye bir an düşündü. Ama hemen bu düşüncesinden vazgeçti. Nihayetinde karşısındaki tek bir kişiydi. Oysa onun iyilikleri kırkar canlıya olmalıydı.

Ali yine de:

- Peki olur, dedi yaşlı adama. Sana yardım edeceğim.

Çuvalı sırtına aldı. Ve tepeye çıkmaya başladılar. Yaşlı adam sordu:

- Orada oturmuş, öylece ne düşünüyordun evlâdım?

- Ah, ah! Bir bilseniz, dedi ve hikâyesini anlattı.

Yaşlı adam gülümsedi:

- Senin için çok mu önemli altınlar?

- Elbette, dedi Ali. Çocukluğumdan beri bu hikâyedeki altınlara ulaşma hayaliyle büyüdüm. Ama işte bir türlü yapmam gereken kırkıncı iyiliği bulamıyorum.

- Biraz değişik bir hikâye, dedi yaşlı adam. Dedenin doğru söylediğinden emin misin? Nihayetinde bu sadece bir hikâyedir belki.

- Ali'nin yüzü ciddileşti.

- Dedem dediyse doğrudur. O hiç yalan söylemezdi. Mutlaka altın sandığı var. Ve ona ulaşmanın yolu da bu.

Yaşlı adam yine gülümsedi:

- Peki öyleyse. Yarın akşama kadar benimle kalırsan sana bu kırkıncı iyilik için yardım ederim.

- Ali, sevinçle kabul etti. Kısa süren bir yolculuktan sonra tepedeki kulübeye varmıştılar. Ali, çuvalı yaşlı adama teslim eti. Adam da kapıyı açtı. Ona yatacak yer ve biraz da yiyecek verdi.

- Yarın, dedi, erken kalkacağız. Biraz uyusan iyi olur.

Ali söyleneni yaptı. Ertesi sabah erkenden kalktılar. Yaşlı adam çuvalı genç Ali'nin sırtına verdi, birlikte aşağıdaki köye indiler. Ev ev dolaşmaya başladılar. Sabahın bu saatinde ortalıkta kimse yoktu. Her evin kapısının önüne geldiklerinde yaşlı adam çuvaldan bir paket çıkarıp bırakıyordu. Böylece tam kırk kapı dolaştılar. Son kapıya da bir paket bırakınca yaşlı adam Ali'ye dönerek:

- İşte istediğin oldu, dedi.

Ali merakla:

- O paketlerde ne vardı?, diye sordu.

- Her pakette kitap vardı. Ama her eve orada oturan kişinin ihtiyaç duyduğu kitapları bıraktık. Meselâ kalbi katılaşan bir adamın evinin önüne merhametle ilgili, cimri bir kadınınkine cömertlikle ilgili, sakatlığı yüzünden hayata küsen bir çocuğunkine aslında ne çok şeye sahip olduğuyla ilgili kitaplar koyduk. Böylece tam kırk kişiye iyilik yapmış olduk. Artık altın sandığına ulaşabilirsin. İşte sana dün gece kaldığımız kulübenin anahtarı. O kulübede masanın altını kaz. Sandık orada gömülü, senindir.

Ali kulaklarına inanamıyordu. Sevinçle:

- Nihayet hayalime kavuşuyorum, dedi. Anahtarı aldığı gibi kulübeye koştu. Bir kazma bulup denilen yeri kazdı. Gerçekten de altın dolu sandık oradaydı. Sevinçle sandığı çıkarıp altınları bir çuvala doldurdu. Altınlarla aşağı inince; yaşlı adamın onu beklediğini gördü.

- Artık altınlara kavuştun, dedi yaşlı adam. Şimdi onlarla ne yapacaksın.

- Ne mi yapacağım, canım ne isterse onu alacağım. Arabalar, evler, güzel giysiler, daha neler neler. Krallar gibi yaşayıp mutlu olacağım.

- Demek böyle mutlu olacağını düşünüyorsun. Peki öyleyse sana yardım etmeme karşılık bir isteğimi yapar mısın?

- Elbette, dedi Ali.

- Tam bir yıl sonra burada buluşalım.

Ali, kabul etti. Gerçekten de Ali altınlarına kavuşunca önce çok güzel ve büyük bir ev aldı, sonra arabalar. Tatillere çıktı, dünyayı dolaştı. Güzel kıyafetler aldı. Ama tüm bunlar olurken, ilk günlerin heyecanı geçtikçe, Ali bir şey fark etmeye başlamıştı. Aklına gelen her şeyi alıyordu ama mutlu olamıyordu. Bir türlü yüzü gülmüyor, aksine etrafındaki bu şatafat onu sıkıyordu. Bir yıl böylece çabucak geçti.

Ali, mutsuz bir şekilde, yaşlı adamla buluşacağı yere geldi. Yaşlı adam biraz daha bükülmüş beliyle onu bekliyordu.

- Ne oldu evlât, mutlu olabildin mi? diye sordu.

Ali:

- Hayır, dedi. Canımın her istediğini aldım. Böyle mutlu olacağımı düşünmüştüm. Ama şimdi anlıyorum ki yanılmışım.

Yaşlı adam gülümseyerek Ali'nin sırtını sıvazladı:

- Evlâdım, dedi. Geçen yıla kadar ki hayatını hatırla. Hani hep iyilik yapıyordun. Her iyilik yaptığında, her ağlayan yüzün gülmesine, her ihtiyaç sahibinin ihtiyacının giderilmesine vesile olduğunda kalbinde beliren duygu sence neydi?

-Evet, dedi Ali. Hatırlıyorum. Ben hazineme ulaşmak için her iyilik yaptıktan sonra mutlu olduğumu hissederdim. Canlılara yardım ettikçe onların yüzlerindeki gülümseme bana da geçerdi. Yüzüm ışıldardı.

- İşte, dedi yaşlı adam, dedenin ulaşmanı istediği hazine bunu anlamandı. Ancak iyilik yaparak mutlu olabilir, çevrene faydan dokundukça yaşarsın. Kulübede bulduğun altınlar ise sadece benim yerini bildiğim altınlardı. Dedenle bir ilgisi yoktu. Bana hikâyeni anlatınca senin mutluluğun sırrını anlaman için böyle davrandım.

Ali şaşkınlıkla dinlemişti tüm bu sözleri. Demek dedesi onun için böyle bir hikâye anlatıp durmuştu.

Yaşlı adam:

- Şimdi ne düşünüyorsun?, diye sordu.

Ali gülümseyerek cevap verdi:

- Size çok teşekkür ederim, dedi. Bana gerçek hazinenin iyilik yaparak mutlu olmak olduğunu öğrettiniz. Tüm hayatım boyunca bunu unutmayacağım. Ve artık bunun için uğraşacağım.

Ayşegül Aygün

 


KENDİNİ VE BAŞKALARINI MOTİVE ETMENİN 1001 YOLU-2

            EMSALLERİ MOTİVE ETMEK İÇİN ÖNERİLER

1.   Herkes ihtiyaçlarını gidermek ister.

2.   İyi bir konuşmacı etkili, iyi bir dinleyici ise ağırbaşlı olarak algılanır.

3.   Kartlarınızın hepsini bir defada kullanmayınız.

4.   Stiliniz ile yol gösterin, muhtevanız ile etkilemeye devam edin.

5.   Kendinize düşeni yapmaya istekli olduğunuzu gösterin.

6.   Ortaklarınızın yardım etmelerinin gerekli olduğunu anlamalarını sağlayın.

7.   Emsallerinizin kişisel önemini vurgulayın.

8.   Güçlü, kuvvetli ve etkili olduğunuza inanın. Başkaları da size öyle davranırlar.

9.   Değer verdikleri alanlardaki başarılarından dolayı meslektaşlarınızı övün.

10. Tavsiyede bulunmalarını isteyin. Bu isteğiniz insanları yardımsever ve zarif yapar.

11. Az konuşun, çok dinleyin.

12. İleride tekrar geçeceğiniz köprüleri yıkmaktan kaçının.

13. Ortaklarınızın değerli zamanlarını harcamayın.

14. Diğer insanların ihtiyaçlarını gerçekten dinlemek için zaman ayırın.

15. Saygı görmek için saygılı davranın.

 

            KENDİNİ MOTİVE ETMEK İÇİN ÖNERİLER

1.   Başarı en büyük motive edicidir.

2.   Nereye gittiğinizi bildiğiniz sürece bunu diğerlerine kanıtlamaya gerek yoktur.

3.   Başarmak için başarışı tasavvur et ve inan.

4.   Hedefleriniz açık, yollarınız esnek olmalıdır.

5.   Yapabileceğiniz en büyük hata, hata yapmamak için riske girmemenizdir.

6.   Sizi durduran tek şey kendinizsiniz.

7.   Tavşan tilkiden daha hızlı koşar. Çünkü tilki yiyeceği için, tavşan hayatı için koşuyordur.

8.   Problemler, engel değil öğretmendirler.

9.   Yapmayı sevdiğiniz 20 şeyin listesini yapın. Bunları gerçekleştirmeyeli kim bilir ne kadar zaman oldu?

10. Hayatınızın kendi ellerinizde olduğunu kabul edin. Onu kurabilirsiniz de, yıkabilirsiniz de.

11. Asla vazgeçmeyin. Never give up.

12. Hayalleriniz geleceğinizin az öncesidirler.

13. Size yardımcı olacak birileri bir yerde vardır. Onları bulun.

14. Kendiniz için her gün zaman ayırın.

15. Özel bir duygu - etki meydana getirme istiyorsanız, o işle ilgili tavrı takının. Gerekli fiziksel konuma geçin. Halka bir konuşma yaparken kendinizden emin olmak istiyorsanız ayakta durun, yüz ifadelerinizi, el hareketlerinizi önceden belirleyip bunlara çalışın.

16. Miktardan ziyade kaliteyi tercih edin.

17. Mükemmel ile iyi arasındaki fark, yaptıklarınıza verdiğiniz önemden ortaya çıkar.

 

            VERİMLİLİĞİ MOTİVE ETMEK İÇİN ÖNERİLER

1.   Sizi oyalayan her rahatlık bir tuzaktır.

2.   Akıllıca çalışmak her zaman için çok çalışmaktan daha iyidir.

3.   Organizasyon çalışmayı davet eder.

4.   İyi başlamak tamamlamanın yarısıdır.

5.   Hareketlilik, verimlilik için gerekli olan tek şey değildir. Düşünmek de son derece verimli olabilir.

6.   Hiç birşey ruh ve beden sağlığınızı kaybetmenize değecek kadar önemli değildir.

7.   Zamanın ve enerjinin çoğunu sonuç üretebileceğin alana yatır. Üretken olmayan işler için boş zamanlarını kullan.

8.   İlgilenmediğin yada zaman ayıramayacağın bir iş için hayır demeyi öğren.

9.   Akıllı bir insan zamanı yerinde kullanacak biçimde düşünür.

 

            KAFANDA BAZI DÜŞÜNCELER - DUYGULAR ŞEKİLLENDİĞİNDE

a.   Birilerini ara, o fikir hakkında konuş.

b.   Bir yere yaz.

c.   Bir hareket planı yap.

d.   Bir taslak hazırla.

e.   Diğer düşünceleri araştır.

f.    Anahtar fikirlerini liste haline getir.

g.   Bütçe yap.

h.   Yardım edebilecekleri belirle.

i.     Fikrini temsil et.

 

10. Yapacağınız işlerin günlük listesini hazırlayın ve önem sırasına göre listeyi dikkate alın.

11. Büronuzun kapısını kapalı tutun.

12. Bir şey olup bittiğinde onu unutun ve devam edin.

13. İşinizin sınırlarını bilin.

14. Rahatlamak için kendinize zaman ayırın.

15. Diğerlerinin işlerine karışarak zamanınızı harcamayın.

16. Gerekli olmayan prosedür ve bürokrasiden kaçının.

17. Arabanıza, ofisinize yada çalışma yerinize sizi motive edecek sözler yada güzel malzemeler asın.

18. Düşünme zamanını çalışma zamanından ayırın.

19. Aynı grupta olan işleri bir arada yapın.

20. İnsanlara gereksiz telefonlar etmeyin. İstenmeyen ziyaretlerle zamanınızı çalmalarına izin vermeyin.

21. Rutin ve sıradan işlerden kurtulmaya bakın.

22. Başkalarına yatırabileceğin işlerden kurtulun.

23. Enerjiniz tükendiğinde dolaşmaya yada koşmaya çıkın. Bu beyninizi ve vücudunuzu dinlendirecektir.

24. İş  bir düzen içinde yapılmalıdır.

25. Mümkün olduğu kadar yetenek ve ilgilerinize yakın olan projeleri seçin.

26. İş günlüğü: Gün içerisinde ne yaptığınızı ve ne kadar zaman olduğunu yazın. İki hafta sonra günlüğü incelediğinizde başa harcanan zamanlar ortaya çıkacaktır. Kötü alışkanlıklar, organizasyon bozuklukları, ertelemeler ve benzeri şeylerin aldığı zaman açıkça görülecektir.

 

            KARAR VERMEYİ MOTİVE ETMEK İÇİN ÖNERİLER

1.   Diğer insanların tavsiyelerini, tekliflerini, fikirlerini gözönünde bulundurun, ama kararı kendiniz verin.

2.   Analizi kafanızla yapınız. Kararı kalbinizle veriniz.

3.   Bir şeye karar vermeden önce o meselenin aslını öğrenin.

4.   Bilgilerini mümkün olduğunca arttır. Böylece her zaman hazır olursun.

 

            DEĞİŞİMİ MOTİVE ETMEK İÇİN ÖNERİLER

1.   Hatalara izin ver.

2.   En başta mükemmellik aramak kişileri korkutur.

3.   Değişimi engelleyen arıza ve alışkanlıkları bul.

4.   Değişim gerçekleştirenleri konuştur.

5.   Mantıklı gerekçeleri olan bir değişim kolay kabul görür.

 

 

            BAŞARIYI MOTİVE ETMEK İÇİN ÖNERİLER

1.   Başarı, akıllı seçimin, yeterli hazırlığın ve cesur hareketlerin sonucudur.

2.   Başarı, kendi içinizdedir. Yanlış yerlere bakmaktan vazgeçin.

3.   Ne zaman geri çekileceğinin bilinmesi, ne zaman ileri gideceğinin bilinmesi kadar önemlidir.

4.   Kaybetmemek için zaaflarınızı, kazanmak için gücünüzü bilin.

5.   Küçük bir başarı başarısızlık korkusunu giderebilir.

6.   Başarısızlıklar, başarılardan daha öğreticidir.

7.   Zaman altındır. Zamanlama ise elmastır.

8.   Engelleri yollarınızı tıkayan şeyler olarak görmeyin. Onları size uçmayı öğretecek fırsatlar olarak görün.

9.   Hiçbir problem zamanın geçmesine tahammül edemez.

10. Zenginlik bir başarı hedefi değildir. Başarının yan ürünlerinden biridir.

11. Bilgi ile uygulama kol kola giderler.

12. Dikkatinizi hedefiniz üzerinde toplayın.

13. Geçmişteki ve şimdiki büyük insanları birer örnek olarak inceleyin.

14. Başarı sadece motivasyona değil aynı zamanda sabır ve toleransa da ihtiyaç duyar.

15. En iyi bildiğiniz ve en çok bildiğiniz şeyi yapın.

16. Her gün yeni bir şey öğrenin.

17. Savunamayacağınız belgeyi fethetme hazırlığına girişmeyin.

18. Kendinizi, kendinize karşı inatçı olmaya alıştırın.

19. Olumsuz yönlerinizi olumlu hale getirinceye kadar kendinize karşı koyun.

20. Anaçlarınıza ulaşabilmeniz için yönetim, hedef ve disiplin gereklidir.

21. Kaybetmekten korkmayın.

22. Engeller yeniliğin kaynaklarıdır.

23. Görüneni kabul edileni sorgulamayı hiç bırakmayın.

24. İlgi alanınızı bir birini takip eden sıralar gözeterek genişletin.


HAYALLERİ OLANLAR ASLA UYUMAZLAR !!!

 

 

İLERİ GİTMEMİZ İÇİN ALTI ALAN

 

1.   Fedakârlık ve disiplin

2.   Düşünceleri ve hayal gücünü denetleyip onları doğru yöne kanalize etmek

3.   Tutumlarımızı denetim altında tutup sürekli olumlu bir çizgide kalmak

4.   Dilimizi, sözlerimizi ve ses tonumuzu denetlemek

5.   Vaat ve sözlerimizi denetleyip güvenilir olmak

6.   Kontrol edemediğimiz olaylara karşı tepkinizi denetlemek

 

           İyi lider, görevi yerine getirmek, ekip kurmak ve bireysel ihtiyaçları karşılamak için diğer üyelerle büyük ortak gibi çalışmayı başaran kişidir.

 

            İyi liderler;

a.   İnsanların hedeflerine ulaşmalarına yardım eder.

b.   Sağlıklı bir ekip ruhu, vizyonu ve odağı yaratır ve bunun devamlılığını sağlar.

c.   Bireylerin bütün potansiyellerini gerçekleştirmelerine yardımcı olur.

 

            Yeni tür liderin özelliklerinden biri, tek başına karar veren kişi olmak yerine, karar verme sürecinin bir parçası olabilme becerisidir.

 

 

LİDER NE YAPMALIDIR

 

1.   Kendi yeteneklerine güvenmeli. Ekip üyelerinin karar verme ve ileri düşünen insanlar olma yeteneğine inanmalıdır.

2.   Vizyonu güçlü ve açık bir şekilde iletmelidir.

3.   Başkalarını sorumlu tutmak ve başkalarına karşı sorumlu olmak zorundadır.

4.   Ekip üyelerinin hayatlarına girmek zorundadır. Bunun anlamı başkalarını beslemek için başkalarından beslenmenin gerekli olmasıdır.

5.   Sadakati korumak insanları asla birbirine karşı kullanmamak yada toplum içinde küçük düşürmemek zorundadır.

6.   İnsanları sadece işçiler yada iş arkadaşları olarak değil insan olarak da tanımak zorundadır.

 

 

             Liderlik nereye, niçin gideceğimize karar verir. Yöneticilik oraya hangi yolla varacağımızı bulur.

 

            Yönetici uygular, lider yenilik getirir.

           

            Yönetici sistemler ve yapı üzerinde odaklanır, lider insanlar üzerinde.

 

            Yönetici denetime güvenir, lider güven aşılar.

 

            Yöneticinin kısa mesafeli bir bakışı vardır, lider ise uzun bir perspektife sahiptir.

 

            Yönetici nasıl ve ne zaman diye sorarken, lider ne ve niçin diye sorar.

 

            Yöneticinin gözleri daima alt sınırdadır, liderlerin gözleri ise hep ufuktadır.

 

            Yönetici taklit eder, lider üretir.

 

            Yönetici statükoyu kabul eder, lider meydan okur.

 

            Yönetici klasik altın askerdir, liderin kendi kişiliği vardır.

 

            Yönetici işleri doğru yapar, lider ise doğru işi yapar.

 

            Yöneticiler gereklidir, ama liderler vazgeçilmezdir.


Göz Dostu Gönül Misafiri

 

Ormanlarda yuvasını yitiren

Bir kuş görsem sen gelirsin aklıma.

Beni alıp uzaklara götüren

Bir düş görsem sen gelirsin aklıma.

 

Gönlüm viranedir yıkılmış, yanmış

Hayâl mermerinde hatıram donmuş

Asırlar öncesi duvara vurmuş

Bir taş görsem sen gelirsin aklıma

 

Toprakta ağacın her hali güzel

Gölgesi, meyvesi, hem dalı güzel

Nerede ne zaman faydalı, güzel

Bir iş görsem sen gelirsin aklıma

 

Açılmış çiçektir her gülen dudak

Kılıfta tomurcuk zor gülen dudak

Bir dostluk bakışı, bir gülen dudak

Bir diş görsem sen gelirsin aklıma

 

Yüreğinde deli taylar eşinen

Gam ilinden dert iline taşınan

Altmış yıl yaşayıp, bin yıl düşünen

Bir baş görsem sen gelirsin aklıma

 

ABDURRAHİM  KARAKOÇ


İHTİYAÇ SAHİBİNE İYİ DAVRANIN:

Size kendimden bahsedeyim:

-İsmim Ömer. İlkokula devam ediyorum. Kaçıncı sınıfta olduğumu siz tahmin edin. Kız kardeşim Zeynep, benden bir yaş küçük. O benim en çok sevdiğim insanlardan birisi. Annem ve babam ise bana göre dünyanın en iyi insanları.

Okulumu çok seviyorum. Çünkü öğretmenlerim çok iyi. Onlardan bazılarını annem ve babam gibi seviyorum. Onların hayat biçimlerini kendime örnek alıyorum, konuşurken sık sık onların verdiği örnekleri kullanırım ve bu beni çok rahatlatır. Onlara saygısızlık yapmaktan, sanki öz babama karşı bir suç işliyormuş gibi utanırım. Çünkü öğrendiğim bilgilerin hepsini onlara borçluyum.

Kendimi böyle kısaca tanıttıktan sonra sonra asıl size anlatmayı düşündüğüm konuya geçebiliriz:

Bir gün okuldan eve dönmüştüm. Çantamı bir kenara bıraktım. Hemen mutfağa koştum. Sevgili annem mutfakta yemek yapmakla meşguldü. Yemeklerin nefis kokusu mutfaktan bütün eve dağılmıştı. Ben de öylesine açtım ki! Anneme iyice sarıldım ve ondan birkaç tane eve dönüş öpücüğü aldım. Bana gülerek sarıldı, sonra beni şefkatle mutfaktan dışarıya çıkardı:

- Ne kadar acıkmış olabileceğini tahmin ediyorum yavrum. Senin muhallebiyi ve meyveli keki çok sevdiğini de biliyorum. Ama biraz sabırlı olmalısın. Hem sen önce şu okul kıyafetlerini çıkarıp ellerini ve yüzünü güzelce yıkamalısın, ben de bu arada yemeği hazırlayayım. Anlaştık mı?

Karnım çok açtı. Ama annem haklıydı. Önce iyi bir temizlik yapmalıydım. Boynumu bükerek mutfaktan çıktım. Doğru lavaboya gittim, elimi yüzümü güzelce yıkadım, okul elbiselerimi çıkardım, annemin yeni yıkadığını güzel kokusundan anladığım beyaz gömleğimi giydim.

Görüyorsunuz ya annem çok haklıymış, yapacak ne kadar çok işim varmış.
Bu sırada kardeşim Zeynep de eve döndü. O her zaman benden daha düzenli ve daha programlıdır. Benim biraz önce size uzun uzun anlattığım şeyleri o, annemin hatırlatmasına ihtiyaç duymadan yapar. Okuldan her döndüğünde kendisine bir şey söylenilmeden temizlenir, elbiselerini değiştirir.

Sonra karşılıklı oturduk, günümüzün nasıl geçtiğini konuşmaya başladık. Bu arada babamın gelmesini bekliyorduk. Kapının çaldığını duyduk. İkimiz de babamın geldiğini zannederek kapıya koştuk. Ancak kapıyı açtığımızda karşımızda yabancı bir adam duruyordu. Elbiseleri eski ve yırtıktı, zayıf elini uzatmış kısık sesle bir şeyler istiyordu ve ne dediği zor anlaşılıyordu:

- Allah rızası için bir şeyler isteyecektim!

Zeynep:

- Yemeğimiz henüz pişmedi, biraz beklerseniz... dedi.

- Ben yemek istemiyorum!

Ben araya girdim:

- Öyleyse giyecek bir şeyler verelim size! dedim. İçeriye doğru yöneldiğimde adam:

- Hayır, hayır! Ben elbise ve yemek istemiyorum, eğer mümkünse biraz paraya ihtiyacım vardı. dedi.

Ben geri döndüm, biraz sinirlenmiştim:

- Siz zannedersem muhtaç olmadığınız halde insanlardan bir şeyler istiyorsunuz. Ama bu hiç de doğru değil! dedim ve hızla kapıyı adamın yüzüne çarptım.
Annem kapının öyle şiddetle kapandığını duyunca merakla yanımıza gelmişti:

- Ne oldu? Beni korkuttunuz.

Zeynep olanları bir bir anlattı. Ben biraz kızdığım için konuşacak halde değildim, ancak birkaç kelime söyleyebildim:

- Anne adamın utanmazlığı beni çok sinirlendirdi. Kendime hakim olamadım.
Annem bana biraz kızmıştı:

- Oğlum belki sen haklı olabilirsin. Ama kim olursa olsun birisinin yüzüne kapıyı kapatmak hiç uygun bir davranış değildir. Hele bir müslüman bunu hiç kimseye yapmamalıdır. Çünkü müslümanlar, Kur’an-ı Kerim ve Sevgili Peygamberimiz’in uyarılarını çok bilirler. “Bir şey isteyeni sakın ha sakın azarlama!” ayetini hiç aklımızdan çıkarmamalıyız. Şüphesiz sen de bunu biliyorsun, ama bir anlık kızgınlığın bunu sana unutturdu zannederim.

Zeynep:

- Anne, Peygamber Efendimiz bu konuda ne buyuruyor?

 Annem; her zaman tatlı tebessümü ile bize sevgisini gösteren bu iyi yürekli kadın, bir kolunu benim omuzuma diğerini kardeşimin omuzuna atarak bizi yemek odasına doğru götürdü:

- Bunu yemekten sonraya bırakalım. Çünkü size anlatmayı düşündüğüm bir hikaye var ve babanızın yardımına ihtiyaç duyabiliriz. dedi.

Yemek masasında bütün aile bir araya gelmiştik. Annemin yaptığı yemeklerin tadına doyum olmuyordu. Sonra oturma odasına geçtik. Ben ve kardeşim annemin bize söz verdiği hikayeyi anlatmaya başlayacağı anı sabırsızlıkla bekliyorduk. Susuyorduk, ama gözlerimiz ve kulaklarımız annemizin üzerindeydi. O da bunun farkındaydı ve bize bakıp, sabırsızlığımıza tebessüm ile cevap veriyordu.

Biraz sonra beklediğimiz an gelmişti; annem babamdan da izin isteyerek söze başlayacaktı. Babam annemin bize anlatacağı olayı biliyordu:

- Ne güzel düşünmüşsünüz, hanım ben de çocuklarımla beraber seni seve seve dinlerim. Haydi, söz senin.

Bana dünyalardan daha değerli anneciğim o sevimliliği ile konuşmaya başladı. Kelimeler ağzından, sabah esintisi gibi tatlı tatlı esiyor, inci taneleri gibi kulaklarımıza dökülüyordu.

- Peygamber Efendimiz, bir gün mescitte oturuyordu. En yakın ve en samimi arkadaşları da etrafındaydı. Kimler yoktu ki; Hazreti Ebubekir oradaydı, Hazreti Ömer oradaydı, Hazreti Osman, Hazreti Ali, Hazreti Abdurrahman bin Avf... –Allah onların hepsinden razı olsun– Allah Rasülü onlara bir şeyler anlatıyordu.

Güzel bir geceydi. Etraf ay ışığıyla epey aydınlıktı. Uzak bölgelerden gelen bir adam mescide girdi ve şöyle bağırdı:

- Ey Muhammed bana bir şeyler ver.

- Ses tonu çok yüksekti. Orada bulunanlar çok rahatsız olmuşlardı. Çünkü kesinlikle Peygamber Efendimiz’le böyle kabaca ve yüksek sesle konuşmazlardı. Bunu O’na karşı saygısızlık sayarlardı. Kimsenin de böyle bir tavır takınmasına izin vermezlerdi. Onlar Allah’ın Rasülü’nü canlarından ve sahip oldukları her şeyden daha çok severlerdi. O konuştuğu zaman, sanki başları üzerinde bir kuş varmış da bu kuş uçup, kaçıverecekmiş korkusu ve saygısı ile O’nu dinlerlerdi. İşte bu yüzden bu yabancı adamın tavrından rahatsızlık duymuşlardı.

Allah Rasülü ise hafifçe tebessüm etmişti. Sahabe Efendilerimizin ise kızgınlık yüzlerinden okunuyordu. Onlara kalsa bu adamı kolundan tutup dışarı atarlardı. Peygamber Efendimiz onlara işaret ederek sakin olmalarını istedi.

Sonra evine doğru yöneldi. Evi mescide çok yakındı. Daha doğrusu evi mescide bitişikti ve kapısı mescide açılıyordu. Evinden bir şeyler alıp getirdi. Adama verdi:

- Bu yeter mi? dedi. Adam ses tonunu değiştirmeyerek, Peygamberimizin kendisine verdiği şeyleri yeterli bulmadığını söylüyordu.

Bu söz üzerine orada bulunanların moralleri daha da bozulmuştu. Bazıları kızgınlıkla ayağa fırladılar, neredeyse adamın üstüne atlamak üzereydiler. Peygamber yanında nasıl davranacağını bilmeyen bu adam, onlara göre iyi bir cezayı hak ediyordu.
Sevgili Peygamberimiz, yine onlara engel olmuş, bir kere daha o adamı korumuştu.
Sonra tekrar evine girdi ve yine elinde bir şeylerle çıktı. Onları da adama verdi:

- Bunlar yeter mi? diye sordu.

Bu kez adamın ses tonu yumuşamıştı, hareketlerine daha bir dikkat ederek:

- Yeter Ey Allah’ın Peygamberi! Allah seni ve aileni en güzel şekilde ödüllendirsin.

Hazreti Peygamber Efendimiz:

- Söylediğin şeylerden dolayı arkadaşlarım incindi. Şimdi git ve yarın yine gel ve bu söylediklerini tekrar söyle. Böylece aranızdaki dargınlık ortadan kalkmış olsun. dedi.

Kardeşim Zeynep, bana dönerek:

- Abi! Peygamber Efendimiz’in insanlara bu kadar şefkatli davranması, bizim için ne büyük bir örnek değil mi? dedi. Bununla bana kapımıza gelen adama karşı davranışımı hatırlatıyordu. Babam araya girerek:

- Kızım, abini ayıplamamalısın! dedi.

Bu da benim gönlüme biraz olsun su serpmiş ve beni rahatlatmıştı. Babam ikimizi kolları arasına alarak:

- Daha olay bitmedi. Kalan kısmı da oldukça önemli. dedi.

Annem:

- Ertesi gün, bu yabancı adam yine geldi. Peygamberimizin yakın arkadaşlarından biriymiş gibi o da orada bulunanların arasına oturdu. Adam ne kadar da değişmişti! Sanki dünkü gelen adam o değildi. Dünkü yaptıklarından çok utanmıştı ve utancından dolayı yere bakıyor, tek bir kelime bile söyleyemiyordu.

Allah Rasülü, ona yaklaşmasını işaret etti. Adam oturduğu yerden kalktı, kendisine gösterilen yere oturdu. Peygamberimiz mübarek elini, adamın omuzuna koydu.

- Bu dostumuz dün kendisine verdiğim şeylerden memnun olduğunu söylemek için bu gün de bizi ziyaret etti. Ben de zaten kendisinden böyle yapmasını istemiştim. dedi. Sonra adama dönerek:

- Öyle değil mi? diye ekledi. Adam gayet ince bir sesle “Evet” dedi.
Allah Rasülü, tebessüm ederek arkadaşlarına döndü:

- Size bir adamdan bahsedeceğim. Benim durumum anlatacağım adama ne kadar benziyor.!

Bir adam düşünün ki, devesi ipini koparıp kaçmış. Boş kalan deve daha da hırçınlaşmış. Bazı insanlar deveyi yakalamak için bu adama yardım etmek istiyorlar. Bazıları kalkmış devenin peşinden koşuyor, oraya buraya koşuşup dururken deveyi daha da hırçınlaştırıyorlar.

Devenin sahibi ise bu çabaların fayda vermeyeceğini anlayıp:

- Ey İnsanlar! Bırakın devemin peşini. Benimle devem arasına girmeyin, ben onun sahibiyim. Onu hepinizden daha iyi bilirim. der.

İnsanlar da zavallı devenin peşini bırakırlar. Sonra adam, etraftan biraz ot toplar, onunla devesine yavaşça yaklaşır, devenin hırçınlığı ve öfkesi gider. Adam da onu ipinden yavaşça yakalar. Ne sahibi devesini kaybeder, ne de deve başını alıp gider.
Allah Rasülü şöyle devam etti:

- Eğer dün, bu adamın bir anlık davranışına kızarak hareket etmiş olsaydınız, hem o kaybedecekti, hem de siz onun sorumluluğunu yüklenmiş olacaktınız.

Babam dedi ki:

- İzin verirseniz burada bir şeyler eklemek istiyorum. Oğlum, kapıya gelen o adama öyle davranmadan önce annene haber vermen daha güzel olurdu. Tanımadığımız o adamın hoş bir sözle bile gönlünün alınması, böyle incitilmesinden şüphesiz daha iyi olurdu. Öyle değil mi?

Ben de bütün kalbimle;

- Evet baba! Peygamberimiz’in bu davranışından o kadar çok şey öğrendim ki anlatamam. diye haykırdım.


İyi bir dinleyici olabilmek için Şu hususlara dikkat edin:

1- Konuşmacıya bakın.

2- Kimsenin sözünü bölmeyin. Sessizlik anları uygun cevaplar vermek için iyi bir şanstır.

3- Anlamaya odaklanın. Söylenenleri hatırlamak yerine anlamayı hedeflemek lazımdır.

4- O andaki ihtiyacı saptayın. Konuşmacının hangi amaçla konuştuğunu bilmek mutlaka faydalı olacaktır .Erkekler tartıştıkları konuyu bir sonuca bağlamak isterler. Bayanlar problemi paylaşmak için anlatırlar.

5- Söylediği şeye büyük ilgi duyuyormuş gibi görünün. Aynı fikirde iseniz başınızı sallayın. O sırada zamanınız yoksa konuşmayı başka bir zamana erteleyin.

6- Yargınızı askıya alın. Dinlerken değişik duygular içinde olduğumuzdan yargılama yoluna gitmeyi askıya alarak dinlemeye çalışın.

7- Belirli aralıklarla özetleyin. Anlayıp anlamadığınızı belirli aralıklarla özetleyerek denetleyin ve anladıysanız onaylayın.

8- Duygularınızı gözden geçirin.

9- Açıklayıcı sorular sorun. Konuya açıklık getirmeyi amaçlayan  sorular sorun. Onları endişelendirecek sorular sorun. İletişimi koparmayın.

10- Daima dinlemeye öncelik verin. Dinleyen kişinin kariyeri ve işi ne olursa olsun mutlaka dinlemelidir. Dinlemek zordur ama başarmalısınız.

11- Konuşmacının tavırlarına takılıp kalmayın. Size iletilmek istenen şeye yoğunlaşırsanız konuşanın tavırlarında takılıp kalmazsınız. Nasıl söylediğinin değil nasıl söylediğinin önemli olduğunu unutmayın.

12- Vücut diline dikkat edin. İyi bir dinleyici duyduğu kadar dinler de. Dinlemenin önündeki yargı engelleri.