Tebeşir Olayı


Olay ODTÜ de oluyor ve gerçek(-miş):
 

ODTÜ de amfilerin arkada iki kapısı varmış.

Bir derste hoca tebeşirin bitmek üzere olduğunu söyleyip arkada uyuklayan bir tipi 'oğlum yan sınıftan tebeşir al da gel' diye uyandırmış.


O da 1. kapıdan çıkmış. Az sonra 2. kapıdan girip:

'Hocam beni yan sınıftan gönderdiler fazla tebeşir var mi?' demiş.


Hoca da fark etmemiş

'Yaa az evvel ben de birini gönderdim, bizde de yok' demiş .


Çocuk çıkmış az sonra 1. kapıdan girmiş

'Hocam tebeşir yokmuş' demiş.


Hoca da:

'Napalım idare edelim artık' deyip derse devam etmiş.  :)
 


DUVAR YAZILARI

1.  Herkes iyiliğimizi istiyor; ama vermeyeceğiz işte…

2.  Bir elin nesi var iki elin çetesi var.

3.  Üzüm üzüme baka baka kararabilir; ama, körle yatanın şaşı kalktığı görülmemiştir.

4.  İstisnalar kaideyi bozmaz ama bütçeyi bozar.

5.  Dal rüzgarı affeder ama kırılmıştır bir kere...

6.  Her türlü iyi niyet itina ile suiistimal edilir…

7.  Beni soran olursa cevap (e) şıkkı…

8.  Paranın ne önemi var mühim olan miktarıdır.

9.  Tavşanı tazı tutar, çalımı avcı satar.

10. Bozuk sinirler kalıtsaldır, çocuklarımızdan bize intikal eder.

11. Temiz hava garip kokar.

12. Beş bin kere söyledim abartmayı bırak.

13. Allah seni mutluluk yağmuru altında şemsiyesiz bıraksın.

14. Atalarımız zamanında orta Asya'dan çıkıp da ters yöne gitselerdi, şimdi Japon olurduk:)

15. Bakarsan bağ olur, bakmasan göremezsin.

16. Yazılıdan sıfır aldım ama önemli olan katılmaktı.

17. Yerçekimini yenirseniz dünyanın yükünden kurtulursunuz.

18. Karganın inadı kartal olmaya yetmez.

19. Aynı işe bıraktığın yerin gerisinden başlamaktansa, başka bir işe sıfırdan başla.

20. Internet: global köyün postanesi.

21. İnsan tecrübe kazanarak hata yapmaktan kurtulur;ama, insan ancak hata yaparak tecrübe kazanabilir.

22. İki tür insan vardır: "İki tür insan vardır." diyenler ve demeyenler.

23. Tam düne alışırken bugün oldu.

24. Başına gelenlerden daha korkuncu da olabilirdi. Mesela benim başıma da gelebilirdi.

25. Kumarda kazanmanın tek yolu oynamamaktır.

26. Her şey kötü gidiyor olabilir ama hiç değilse gelecek yıldan daha iyidir.

27. Bugün, bundan sonraki hayatının ilk günü.

28. İnsanlar üçe ayrılır: Sayı saymasını bilenler ve bilmeyenler.


DUVAR YAZILARI-2

1.      Paspas anahtarın üstünde.

2.      Asabımı sinirlendirme.

3.      Her şey zamanla telafi edilir ama zamanı hiç bir şey telafi edemez.

4.      10 dakika dediğin nedir ki 5 dakikada geçer.

5.      Size doyum olmuyor ben bi lokantaya gidip karnımı doyurayım.

6.      Bırak gözlerin konuşsun, hiç değilse onlar dedikodu yapmıyorlar.

7.      Dil söyler çekilir, baş belasını çeker.

8.      Artık hiç bir işimi yarım bırakma...

9.      Bana arkadaşını söyle, sana yazılıdan kaç alacağını söyleyeyim...

10.  Kızlarımıza GÖRGÜ kurallarını öğretelim derken ÖRGÜ kurallarını unuttular.

11.  Kendini yüksek görenler, aslında ne kadar alçak olduklarını bilmiyorlar.

12.  Avcılık spor değildir, eğer hayvanlarında silahı olsaydı, o zaman spor olurdu.

13.  Öğretmenim hep benim ödevleri takdir ediyor... Babam süper zekalıdır!

14.  Haydi çocuklar ortalığı toplayın misafirimiz var... İlham gelecek...

15.  Meclis TV iftiharla sunar ROCKY-6 bütçe görüşmlerinde.

16.  Çevremizi koruyalım... Çıkar çevrelerini yani...


En yükseğe kim uçabilir

Bir gün kuşlar ağaç dallarında tünemiş konuşurken, aralarında bir tartışma çıktı: hangi kuş en yükseğe çıkabilir? Küçük kuşlar boyunlarını büküp seslerini kestiler çünkü kimse onları dinlemiyordu bile. Meydan karşılıklı iddialaşan ve böbürlenen büyük kuşlar kalmıştı.

Sonunda, sonunda bir uçma yarışı düzenlemesine karar verildi. Yarışmaya katılmak isteyen bütün kuşlar yarışmaya hazırlanması için birkaç hafta süre verildi.

Küçük kuşlar şansları olmadığını düşündüğünden, kanatlarını güçlendirme zahmetine bile girmediler. Serçe hariç! Çok küçük ve zayıf olduğunu bilen serçe, yarışmayı kazanmak için başka yollar düşündü ve sonunda bir plan yaptı.

Yarışma günü, hemen hemen bütün kuşlar yarışmayı kartalın kazanacağından emindi. Kartal hem çevik, hem de güçlüydü. Üstelik, günlerini bütün kuşlardan daha yükseklerde uçarak geçiriyordu. Serçe diğer kuşların kartal hakkında konuştuklarını duyunca, mümkün olduğunca onun yakınlarında kalmaya karar verdi.

Ve yarışma başladı. Bütün kuşlar var gücüyle kanat çırparak havalandılar ve bulutlara doğru uçtular. Çok geçmeden, birçok kuş geride kalmaya başladı. Ama canına dişine takan serçe hala kartalın yakınında uçmaya becerebiliyordu.

Biraz sonra, kuşlar bir bulutun için girdiler. Serçe o kadar küçük ve hafifti ki, kartal bu küçük yaratığın yumuşakça sırtına konmasını fark etmedi bile. Ve ikisi bulutlardan daha yukarı doğru uçmaya başladılar. Bu sırada olup biteni gören diğer kuşlar serçeye tezahürat yapmaya ve onu destekleye başladılar. Kartal onların kendisine desteklediğini zannederek, gösteriş için kanatlarını daha güçlü çırptı.Yükseldikçe yükseldi ve ardında kalanlara bağırdı:

‘En yüksek kim uçuyormuş bakalım ?’

‘Ben!’ diye cılız bir sesle duydu üst tarafından.

Kartal hala kendisinden daha yüksekte bir kuşun uçtuğunu sanarak  daha yükseğe uçtu. Ve kendinden emin biçimde aynı soruyu sordu.

‘ Şimdi söyleyin, kim en yüksekte uçabiliyor ?’

Aynı cılız ses cevap verdi:

‘Ben!’

Kartal yine daha yükseğe uçtu, ama sonunda kanatlarında kuvvet kalmayınca süzülmeye başladı.

İşte o zaman serçe kartalın sırtından ayrıldı ve daha yükseğe uçtu!

Aşağıdaki bütün zayıf kuşlar sevinçle ötüşüyor, çığlık atıyordu.

Yere indiklerinde, kartal, serçenin kendisinden daha yükseğe uçtuğunu kabul etmekten başka bir şey yapamadı…


İLGİNÇ HABERLER:

 

VAY CANINA VAY

Kopya çekerken yakalanan öğrenci, tüm kopyalıkları yutup, "Ben kopya çekmiyordum ki" dedi. Bunun üzerine çileden çıkan öğretmen de, "Peki o zaman kalk bakalım sözlüye" deyip, bu tembel öğrenciyi sözlüye kaldırdı. Olay buraya kadar gayet normal idi... Her ikisi de gerekeni yapmıştı... Biraz sonra ak mı kara mı belli olacaktı.

Soruları bilemeyen öğrenci sıfır alıp yerine oturacaktı. Fakat öyle olmadı...Hayret bir şey oldu... Öğrenci soruları takır takır cevapladı. Sinirden kalp krizi geçiren öğretmen yoğun bakıma, tembel ama her soruyu bilen öğrenci de incelemeye alındı.

Harıl harıl çalışan bilim adamları; "Ağız yoluyla alınan bilgilerin, beyine ulaşıp ulaşmayacağını araştırıyorlar.."

Şu an okulda hayat durmuş vaziyette... Kimse ders filan çalışmıyor... Bütün öğrenciler araştırmanın sonucunu merak ederken, bende başka bir şeyi merak ediyorum.

“Acaba yalan söylerken tek ayak kaldırınca hakkaten yalan sayılmaz mı?” Eğer doğruysa çok iyi, yoksa yandık.

 

GÖRÜNMEZ KAZA

Dam üstünde, saksağanın beline kazmayı vurmaya çalışırken ayağını sakatladı.

Muhabirimizin sorularını cevaplayan sakar vatandaş: "Nasıl oldu bende anlamadım. Bu hayvanların bu kadar çevik olduğunu bilmiyordum. Mübarek yerinde durmuyor ki, zıpır zıpır zıplıyor. Kazmayı kaldırıp tam nişan almıştım; gerisini hatırlamıyorum, gözümü burada açtım" dedi.

 

SAYGI

Salıncakta ayakta sallanırken bekçiye yakalandı.

Göztepe parkında meydana gelen olayda ceza alması gereken çocuğun ceza almaması, hatta bekçinin ödül olarak düdüğünü üç kere üflemesi, haklı tepkilere yol açtı. Muhabirimizin sorularını cevaplamaya çalışan bekçi Üzeyir Dolmayir ise "Salıncaklarda ayakta sallanan çocuğun ayaklarını kırarım. Ama bu çocuk ayakta sallanmıyormuş ki... Beni görünce saygıdan ayağa kalkmış. Büyüyünce de bekçi olacakmış. Aferin, hem kafalı, hem de saygılı çocuk. Benim karşımda oturarak sallanacak değil ya? Keşke her çocuk böyle olsa " dedi.

 

DERS ÇALIŞMASI

Oğlunun fazla ders çalışmasından şikayetçi olan baba, yüksek bir binanın çatısından atlamak istedi.

İtfaiye ve polis ekipleri tarafından güçlükle kurtarılan dertli baba "Oğlumun sinemaya ve maça gitmesini, atari oynamasını, arkadaşlarıyla gezmesini istiyorum. Eğlenmek onunda hakkı." dedi. Konu hakkında görüşlerini aldığımız uzman doktor, mevsim değişikliklerin bu tür rahatsızlıkların sebep olabileceğini belirterek: "Endişe edilecek bir şey yok. Kısa sürede kendini toparlayıp, yine eski sağlığına kavuşur" dedi.

 

UÇUYORMUŞ

Geçtiğimiz günlerde küçük bir çocuk, bir teneke hafif sarı olan yağdan bir teneke içti. İkinci tenekeyi devirmek üzereyken yakalanınca, annesine: "Bana ne, bana ne, bana ne ben de o kadın gibi uçmak istiyorum" diyen çocuk, annesinin: "Gel yapma yavrum, o kadının boynuna ip takarak yukarı çekiyorlar" cevabıyla ikna oldu.


Dünyanın en tatlı ve en tatsız şeyi

   Bir zamanlar, yaşlı bir kabile şefi kendisinden sonra kabilenin başına geçecek genç şef adayının ne kadar bilge olduğunu anlamak istedi.Ondan kendisine iki yemek hazırlamasını istedi.Birinci yemek, dünyanın en güzel lezzetli, ikinci yemek de en kötü ve tatsız yemeği olmalıydı.

   Belirlenen günde, genç şef adayı yaşlı şefin önüne çok iyi pişirilmiş, harika derecede lezzetli bir inek dili koydu. Çeşitli sebzelerle süslenmiş bu yemek gerçekten çok lezzetliydi.Ertesi gün, genç adam yaşlı şefin önüne dünyanın en kötü ve lezzetsiz yemeğini getirecekti. Ama genç, yaşlı şefin önüne bir önceki günle tıpatıp aynı yemeği koydu: Bir dil!

   Bunun nedenini soran yaşlı şef, alacağı cevapla yerine geçecek adamın kendisinden daha bilge olduğunu anladı:

   ‘Dünyanın en lezzetli şeyi dildir, çünkü hakikati dile getirip insanların iyiliği bulmasına yardım eder. Doğru sözler başka insanları doğru yola yöneltir ve onları cesaretlendirir. Diller sevgi ve ahenk kelimeleriyle bütün köyümüzü bir arada tutar’.

   ‘Dil, dünyanın en tatlı şeyi olduğu gibi en kötü şeyi de olabilir. Öfke ve yalan söyleyen diller insanları kırar, onları yanlışa yöneltir. Dilin söylediği yalanlarla bir toplum parça-parça olur. Bütün silahlardan daha korkunç şekilde köyümüzü felakete sürükleyebilir.