ÇILDIRTAN SORULAR-1

 

s-1) Üçgen bir adam öldükten sonra üçgen bir tabuta konulmasını istemiş. Adam ölmüş fakat üçgen tabuta sığmamış. Neden ?

c-1) İsteği yerine gelince zevkten dört köşe olmuş.

 

s-2) Hangi kanun insanları yargılamaz ?

c-2) Yer çekimi kanunu.

 

s-3) Adamın biri, günesin doğduğu yer olan doğuya dönükse, arkası ne olur ?

c-3) Gölge.

 

s-4) Av sporuna merak salan sakar bir adama arkadaşları ne hediye eder ?

c-4) Köpeği için kursun geçirmez yelek.

 

s-5) Avcılar hedefe nişan alırlarken neden tek gözlerini kapatırlar ?

c-5) İki gözlerini kaparlarsa hiçbir şey göremeyecekleri için.

 

s-6) Yamyamlar uçağa ne derler ?

c-6) İnsan konservesi.

 

s-7) Kedi ile kaleci arasında ne fark vardır ?

c-7) Biri tuttuğunu diğeri tutamadığını yer.

 

s-8) Avcı, bir kurşunla geyiği hem ayağından hem de kulağından nasıl vurabilir ?

c-8) Geyik ayağıyla kulağını kaşırken ateş ederse.

 

s-9) Kral yaşlanınca ne olur ?

c-9) Havlu alıp kurulanır. 

 

s-10) İtfaiyeciler neden kırmızı kemer takarlar ?

c-10) Pantolonları düşmesin diye.

 

s-11) Denizden kum nasıl çıkar?

c-11) Islak.

 

s-12) Kral ölünce oğlu ne olur ?

c-12) Yetim.

 

s-13) Leylek niçin tek ayak üzerinde durur ?

c-13) Öbür ayağını da kaldırırsa düşeceği için.

 

s-14) Hangi soruya evet diyemeyiz?

c-14) Uyuyor musunuz ?

 

s-15) Yırtıcı bir hayvana nasıl bakılır ?

c-15) Uzaktan.

 

s-16) Adamın biri çok zayıf olduğu halde yatağa yattığında yatak kırılıyormuş. Niçin ?

c-16) Uykusu çok ağırmış.

 

s-17) Bir nehir ne zaman tembellik eder ?

c-17) Yatağından çıkmadığı zaman.

 

s-18) Amerikan ordusunda en büyük şapkalı adam kimdir ?

c-18) En büyük başı olan.

 

s-19) Altı adam bir şemsiyenin altında ıslanmadan nasıl durabilir ?

c-19) Yağmur yağmazsa.

 

s-20) Adamın başına minicik bir taş düşmüş, hemen ölmüş. Neden ?

c-20) Ummadığı taş başını yarmış.

 

s-21) Arılar hangi kovana bal yapamazlar ?

c-21) Mermi kovanına.

 

 

s-22) Yakaladığı şövalyeyi yemek isteyen aslanın neye ihtiyacı vardır ?

c-22) Konserve açacağına.

 

s-23) Patlıcan harakiri yaparsa ne olur ?

c-23) Karnıyarık.

 

s-24) Napolyon yaptığı savaşların kaçıncısında ölmüştür ?

c-24) Sonuncusunda.

 

s-25) Hangi ünlü güreşçi hareket halindeki treni tek eliyle durdurabilir ?

c-25) İmdat frenini çeken güreşçi.

 

s-26) Birinin denizde boğulduğunu gören gemi kaptanı ne yapar ?

c-26) Geminin bayrağını yarıya indirir.

 

s-27) İnsan, köpek dişinin ağrısını ne zaman duyar ?

c-27) Köpek tarafından ısırıldığı zaman.

 

s-28) Hangi devlet dairesinde "işi olmayan giremez" diye yazı yoktur ?

c-28) İs ve İsçi Bulma Kurumu.

 

s-29) Adamın biri gece yarısı yatağının etrafında koşuyormuş. Niçin ?

c-29) Uykusu kaçmış onu yakalıyormuş.

 

s-30) Türkiye' de yükselmenin en kolay yolu nedir ?

c-30) Asansöre binmek.


Erken Kalkmak

Bir zamanlar, bir bilge hükümdarı selamlamak için her sabah tahtın önüne geldiğinde şöyle derdi :

‘‘Muradına erinceye kadar erken kalk.’’

Hükümdar  ise bu sözlerden çok rahatsız oluyordu .Çünkü gece eğlence, sohbet vs. İle vakit geçirdiğinden geç yatıyor, sabahları da geç kalkıyordu . O yüzden , bilgenin sözleri ona hep hakaret gibi geliyordu;  ama saygısından dolayı ona doğrudan bir şey diyemiyordu.

Sonunda, sultan bir gün, bir kaç adamına emir verdi ve adamlar bilge sabah karanlığında sokağa çıktığında onu soydular. Bilge, evine dönerek başka elbise giyindi. Daha sonra da , her günkü gibi sultanın huzuruna çıktı.

Sultan sordu :

‘‘Bugün neden geç geldin?’’

‘‘Gelirken yolda beni soydular ve elbiselerimi aldılar. Eve dönüp başka elbiseler giymek zorunda kaldım.’’

‘Bak gördün mü, çok erken kalktığın için başına bu kötü iş gelmiş .’

Bilge gülümseyerek  cevap verdi:

‘Hayır Sultanım. O hırsızlar benden daha erken kalkmışlardı, o yüzden beni soymayı başardılar.’

Sultan , bilgenin bu haklı sözü karşısında utandı ve sustu ...


ÇILDIRTAN SORULAR-2

 

s-01) 500 den fazla ameliyat yapmış, on yıllık bir doktoru, şimdiye kadar tek bir hastası bile ziyarete gelmemiş. Bu neyi belirtir ?

c-01) Ölülerin yürüyemeyeceğini.

 

s-02) Adamın biri çölde tek başına kalmış. Etrafında da kimsecikler yokmuş. Birden top sesleri ve gooool diye bir ses gelmiş. Ne oluyormuş ?

c-02) İn cin top oynuyormuş.

 

s-03) Tereyağı niçin yağlıdır ?

c-03) Ekmeğe sürerken gıcırdamısın diye.

 

s-04) Okur-yazar olmayan zenciye ne denir ?

c-04) Kara cahil.

 

s-05) Siyah saçlı bir adam 18 katlı bir binanın en üst katından yere düşüp parçalandığı zaman kafası dazlaktı. Saçları ise 2-3 saat sonra ağır ağır aşağıya dökülmeye başlamıştı. Niçin?

c-05) Çünkü adam saçların dökülmesini geciktirici şampuan kullanıyormuş.

 

s-06) Renkli bir seyahat ne ile olur ?

c-06) Mavi trenle.

 

s-07) Saat niçin tehlikelidir ?

c-07) İçinde akrep olduğu için.

 

s-08) Bir adam mahkemede yargılanıyormuş. O sırada jüriden çatal bıçak sesleri gelmiş. Ne olmuş ?

c-08) Adamın hakkını yemişler.

 

s-09) Doktorların hangi ameliyatı yaparlarken gözleri sulanır ?

c-09) Omurilik soğanı.

 

s-10) Hangi kaptanlar, gemiyi batarken terk ederler ?

c-10) İyi yüzme bilen kaptanlar.

 

s-11) Kaplumbağaların en çok nefret ettiği şey nedir ?

c-11) Sırtının kaşınması.

 

s-12) Plastik cerrahlar genelde nasıl ölür?

c-12) Ateşe yaklaşıp, eriyerek.

 

s-13) Bir insanın askeri merasimle gömülebilmesi için ne olması gerekir ?

c-13) Ölü.

 

s-14) Adamın otopsisinde yüreğinde diş izi bulunmuş. Neden ?

c-14) Adam yüreği ağzına gelerek ölmüş.

 

s-15) Doktorlar ameliyatta niçin maske takarlar ?

c-15) Yanlış ameliyat ettikleri hasta tanımasın diye.

 

s-16) Doktorlar niçin eldiven takarlar ?

c-16) Ölen hastalarda parmak izi kalmasın diye.

 

s-17) Domatesler neden kovboy olamazlar ?

c-17) Kızılderili oldukları için.

 

s-18)En duygulu köfte hangisidir?

c-18)İçli köfte

 

s-19)İnekler en çok hangi yolu severler?

c-19)Saman yolunu

 

s-20)Hızla giden bir tırı kim durdurabilir?

c-20) Trafik Polisi

 

 

s-21)Denizler neden taşmaz?

c-21)Çünkü dibinde sünger vardır.

 

s-22) İstanbul surlarına ilk bayrağı kim dikmiştir?

c-22) Terzi

 

s-23) Sınıfta kalan çocuklara ne yapılır?

c-23) Zilin çaldığı hatırlatılır.

 

s-24) Denize düşen neye sarılır?

c-24) Ne bulursa ona

 

s-25) Çinliler ne zaman afiyet olsun der?

c-25) Türkçe öğrendiği zaman

 

s-26) Başkalarının yanlışlarından para kazanan kimlerdir?

C26) Silgi üreticileri

 

s-27) Göz doktorları hangi gözümüzü tedavi edemezler?

c-27) Kalp gözümüzü

 

s-28) Baba ahtopot, yavrusuna ne demiş?

c-28) Elimi, elimi, elimi, elimi, elimi, elimi, elimi, elimi tut.

 

s-29) Termometre ile öğretmen arasındaki benzerlik nedir?

c-29) İkisi de sıfırı gösterince titretir.

 

s-30) Alfebenin ilk üç harfi hangisidir?

c-30) A-l-f


Çalınan rüyalar

 

  Sınıf öğretmeni, çocukların uykuları üzerine bir araştırma yapıyordu. Rüya görmenin insan ruhunu ne kadar rahatlattığını ve onlar için ne kadar gerekli olduğunu belirttikten sonra:

    –Söyleyin bakalım!. dedi. Bu gece ne gördünüz?

  Çocuklar, tek tek el kaldırarak rüyalarını anlatmaya başladılar. O haftaki rüyaların bir çoğu, üç gün önce meydana gelen bir uçak kazası ile ilgiliydi. Bir de, cinnet geçiren bir emeklinin, karısı ve çocuklarını yol ortasında bıçaklaması ile...

  Öğretmen, arka sıralarda oturan bir öğrencinin el kaldırmadığını görünce, ona doğru yaklaşıp:

  –Hayrola arkadaş! diye sordu. Yoksa sen hiç rüya görmüyor musun?

  Küçük çocuk, yanakları pembeleşirken:

  –Elbette görüyorum!. diye gülümsedi. Ama benim rüyalarım çok farklı.

  –O zaman, gördüğünü anlat!. dedi öğretmen. Aynı şeyleri görmen gerekmiyor.

  Küçük çocuk:

  –Ben, dedemle birlikte gittiğim balık avını gördüm!. dedi. Köyümüze yakın olan derede idik. Ve  koca bir balık tutarak  eve götürdük.

  Öğretmen, yaptığı çalışmayı, bir sonraki dersinde de sürdürdü. O hafta görülen rüyaların büyük bir çoğunluğunda, petrol zengini bir ülkenin bombalanması sırasında ölen yüzlerce çocuk vardı.Diğer rüyalar ise, meşhur bir şarkıcının ayağından vurulması ve iş adamlarından birinin kaçırılması ile ilgiliydi.

  Öğretmen, arka sıradaki öğrencinin bu sefer de el kaldırmadığını görerek yanına gitti ve ona ne rüya gördüğünü sordu.

  Küçük çocuk, dışarıdaki karlı dağlara bakıp:

  –Geçen hafta bir çok kuzumuz doğdu!. dedi. Rüyamda onları, dağın yamacındaki pınara götürmüştüm. Bu arada çiçeklerle konuşup, gökyüzündeki kuşlarla yarıştım. Onlar gibi uçuyordum havada.

  Öğretmen, araştırmasını biraz derinleştirdiğinde, çocuğun diğer kardeşlerinin de aynı türde rüyalar gördüğünü öğrendi. Hatta dedesi bile, onlar gibiydi.

  Sonunda merak edip:

  –Hep bu türden rüyaları görmeniz çok harika!. dedi. Sanki birer film gibi her biri. Yoksa bunun için bir formül mü var?

  Küçük çocuk:

  –Bilmiyorum öğretmenim!. diye gülümsedi. Televizyon alamayacak kadar fakir olduğumuz için, Allah bize bu filmleri gösteriyor olmalı.


İşte Müthiş Türk Filmlerinden Müthiş Sözler


Güzel olduğunuz kadar küstahsınız da.
 


Bana annemi tekrar anlatır mısın babacığım?
Senin annen bir melekti yavrum.
 


Anneciğim, ben bu amcayı çok sevdim. Ona baba diyebilir miyim?
 


Neden ağlıyorsun anneciğim?
Hayır yavrum ağlamıyorum. Gözüme toz kaçtı.
 


Benim de senin yaşlarında bir oğlum vardı evladım.
 


Seni sevmiyorum, seninle oyun oynadım, bunu anlamadın mı hala.
 


Annen sen doğarken öldü yavrum.
 


N'olur gerçeği söyleyin doktor, yaşayacak mıyım?
 


O kızla evlenirsen, seni mirasımdan mahrum, evlatlıktan men ederim.
 


Nayır Necla, n'olamaz.
 


Hayır siz kovmuyorsunuz, ben vazifemden istifa ediyorum.
 


Tanrım, bu resim, bu resim...
 


Ben fakir bir gencim, sen ise zengin bir fabrikatörün kızısın.
Biz ayrı dünyaların insanlarıyız.
 


Aman Tanrım, göremiyorum... Göremiyorum... Kör oldum.
 


Görüyorum... Görüyorum..
 


Evlenince pembe panjurlu bir evimiz olacak.
 


Aman Allah'ım, ne kadar mesudum.
 


Hayır.. Durun.. Kemal suçsuzdur.. Aradığınız suçlu benim.
 


Durun siz evlenemezsiniz. Siz kardeşsiniz!
 


Bizim bu dünyada yaşamaya hakkımız yok mu be hakim bey abicim. Ha?
 


Bu ses.. Bu ses... Olamaz, git... Git buradan...
 


Vücuduma sahip olabilirsin ama ruhuma asla.
 


Üstlendiğin vazife çok mühim Kemal, bu görevi layıkıyla yapacağından eminim.
 


Ben kör bir gencim, hayatımı keman çalarak kazanırım. Reca ederim duygularımla oynamayın.
 


Sen arkadaşımın aşkısın.
 


Sizi ebediyete kadar bekleyeceğim.
 


Lütfen haddinizi biliniz.
 


Metanetinizi muhafaza ediniz. Tanrıdan ümit kesilmez.
 


Tanrım, ne kadar bedbahtım.
 


Bana yıllar önce çılgıncasına sevdiğim bir kadını hatırlattınız.
 


Babanın kanını yerde koma oğul.
 


İşte bana yazmış olduğun aşk dolu mektuplar. Meğer hepsi yalanmış. Al bunları.
 


Hayır Tamer... Olaylar sandığın gibi değil.
 


Fakirsin sen... Fakir, fakir...
 


Beni paranla satın alabileceğini mi sandın?
 


Bu resimdeki amca kim anne?
 


Sen kaç yiğidim, ben onları oyalarım.
 


Hayır.. Hayır.. Tertemiz hislerimle oynadın benim.
 


Biliyordum.. Ölmediğini biliyordum Rıfat.
 


Oh ne saadet.
 


Yaa Justinyanus, işte buna Osmanlı tokadı derler.
 


Yettim yiğidim.
 


Saadet dolu yuvamıza kara bir gölge düşürdün.
 


Bizim gibi insanlar şerefleri için yaşarlar, namusları için ölürler. Ama sen bunu anlayamazsın.
 


Ben artık yarım bir insanım.
 


Çocuğumun ameliyat parası için yaptım her şeyi.
 


Ağlamak istiyorum.
 


Demek ikimizde aynı kadını sevdik.
 


Olmadı Neriman, yapamadım.. Seni unutamadım.
 


Ben sırtımda taş taşır, yine seni okuturum yavrum.
 


Söyleyemedim anne, babamın simitçi olduğunu yine söyleyemedim.
 


Son nefesimde her şeyi itiraf etmek istiyorum. Katil benim.
 


Demek aşkımız bir yalandı.
 


Parayla saadet olmaz evladım, bunu sakın unutma.
 


Tanrım neden, neden ben!


Long ve Hicle’nin Hayatı

 

Clear Day Long, adından da anlaşılacağı üzere İsviçre'nin Milka ineği gibi süt ve tezek kokan Alpleri'nden, ekmek parasını kazanmak için uzun yollara çıkan, fakir ama onurlu bir kamyon şoförüdür.

 

O diyar senin bu diyar benim diyerek gezmektedir. Bir gün yolu Arabistan'a düşer bizim Long'un. Orada kamyonunun boşaltılmasını beklerken, çarşıdan geçmekte olan, o yörenin en zengin adamı Şeyh Gaffar'ın dünyalar güzeli kızı Hicle'ye rastlar ve hikayemizin kahramanları birbirlerine ilk görüşte aşık olurlar.

 

Sevgililer, her fırsatta sevgilerini dile getirmekte ve Arabistan çöllerinde gizli gizli buluşmaktadırlar. Fakat kızının bir kefereyle beraber olmasını hazmedemeyen ve kalbi kötülükle dolu olan Şeyh Gaffar, kızını cümle aleme ibret olsun diye adamlarına öldürtür.

 

Yine uzun bir seferden dönen ve sevgilisine kavuşma ümidiyle Arabistan'a koşan Long, sevgilisinin ölüm haberini duyunca yıkılır, deliye döner. Hatta dönmekle kalmaz delirir ve kamyonuna atlayıp Hicle ile aşk mabedi olan Arabistan çöllerine doğru sürer kamyonunu. Long, kamyonunu çölün uçsuz bucaksız kumları üzerinde kilometrelerce sürdükten sonra bir kum fırtınasına yakalanır ve kahramanımızdan bir daha haber alınamaz. Artık iki sevgili mahşerde buluşacaklardır.

 

Bu acıklı aşk hikayesinden sonra Long'u tanıyan, tanımayan bütün kamyoncular, araçlarının arkasına Long VeHicle yazarak bu aşkı ölümsüzleştirmişlerdir.

 

İşte yollarda her zaman gördüğümüz kamyonların arkasında yazan bu yazının böyle içli bir hikayesi vardır.

 

Long: Uzun

Vehicle: Araç